Canlı Destek
GEO & AI SEO Danışmanlığı · Türkiye & Avrupa
Hizmet

İzmir GEO & Yapay Zeka Ajansı

İzmir GEO ajansı: Ege ihracatçısı için çok dilli yapay zeka görünürlüğü. Alıcı kendi dilinde sorduğunda ChatGPT ve Gemini cevaplarında kaynak olun.

İzmir'in sorusu çoğu zaman Türkçe sorulmuyor

İzmir merkezli işlerin önemli bölümünde alıcı İzmir'de değil. Kuru incir, zeytinyağı, işlenmiş gıda, tekstil, mermer, makine ve yedek parça tarafında karar veren kişi Almanya'da, Hollanda'da, Körfez'de ya da Kuzey Amerika'da oturuyor ve sorusunu kendi dilinde soruyor. Bu kişi artık tedarikçi listesini fuar kataloğundan ya da arama motorundan değil, giderek daha sık bir dil modelinden çıkarıyor: "Turkish suppliers of organic dried figs", "olive oil producers in Aegean Turkey with organic certification".

Bu, İzmir'deki GEO çalışmasını diğer şehirlerden ayıran temel nokta. Türkçe içerikte ne kadar iyi olursanız olun, alıcının sorduğu dilde bir karşılığınız yoksa o cevabın içinde olmuyorsunuz. Yapılan işin ağırlığı bu yüzden çok dilli varlık kurulumuna kayıyor; GEO danışmanlığında izlediğim adımlar dil sayısından bağımsız olarak aynı kalıyor.

Ege ihracatçısı için: alıcı modele ne soruyor

İhracat tarafındaki sorular Türkiye içindeki sorulardan yapı olarak farklı. Alıcı marka aramıyor, şart arıyor. Sorunun içinde neredeyse her zaman şu unsurlar oluyor: ürün tanımı, sertifika, kapasite, minimum sipariş miktarı, ambalaj biçimi, teslim şekli ve ülke. Model bu şartların hepsini karşılayabildiği bir kaynak arıyor.

İzmir'deki firmaların çoğunda bu bilgilerin tamamı zaten var; fabrikada, kalite dosyasında, satış ekibinin kafasında. Sitede olmayanı ise model bilmiyor. Sertifika adları (organik, IFS, BRC, ISO, helal, koşer gibi) sayfada geçmiyorsa, o sertifikayı şart koşan sorularda firma hiç değerlendirmeye girmiyor. Kapasite ve minimum sipariş miktarı yazılmamışsa, model firmanın küçük mü büyük mü alıcıya uygun olduğunu bilemiyor ve önermekten kaçınıyor.

Bu yüzden ihracatçı sitelerinde ilk yaptığım iş içerik yazmak değil, teknik künyeyi toplamak oluyor: ürün adı ve gümrük tarife pozisyonu, işleme biçimi, sertifikalar, kapasite, ambalaj seçenekleri, teslim şekilleri, çalışılan ülkeler. Bunlar yazıldığında sayfa hem alıcıya hem modele okunur hâle geliyor.

Çeviri ile İngilizce içerik aynı şey değil

İzmir'deki ihracatçı sitelerinin çoğunda bir İngilizce sürüm var, ama bu sürüm Türkçe metnin çevirisi. Sorun şurada: Türkçe metin yerli müşteriye göre yazılmış. Yabancı alıcının sorduğu şeyleri hiç cevaplamıyor, onun kullandığı terimleri hiç içermiyor.

Bir örnek: Türkçe sayfada "kaliteli kuru incir üretimi" yazıyor; alıcı ise "Lerida" ve "Protoben" gibi kalite sınıflarını, nem oranını, aflatoksin analiz sonucunu ve paket ağırlığını soruyor. Çeviri bu boşluğu kapatmıyor, çünkü kaynak metinde o bilgi yok.

Yapılması gereken, ikinci dili ayrı bir içerik olarak kurmak: hedef pazarın terminolojisiyle yazılmış, o pazarın sorduğu soruları cevaplayan sayfalar. Teknik tarafta bunun karşılığı doğru dil etiketleri ve hreflang kurulumu; içerik tarafında karşılığı ise pazar başına ayrı soru seti. Bu, otomatik çeviri eklentisiyle çözülebilecek bir iş değil.

Turizm ekseni: Çeşme, Alaçatı, Urla ve sahil hattı

İzmir'in ikinci büyük kümesi turizm ve konaklama. Bu tarafta sorular hem mevsimsel hem çok dilli: yaz aylarında ağırlıklı Türkçe ve İngilizce, bazı pazarlarda Almanca. Ziyaretçi modele "Alaçatı'da hangi otel şuna uygun", "Çeşme'de çocuklu aile için nereler" gibi sorular soruyor; yani marka değil uygunluk soruyor.

Bu tip sorularda kaynak seçilirken en belirleyici şey, sayfanın "kime uygun" bilgisini net vermesi. Oda tipleri, mesafe bilgisi, hangi ihtiyaca cevap verdiği, hangi durumda uygun olmadığı. Modeller olumsuz bilgiyi de değerli buluyor; "sessizlik arayan misafir için uygun değil" cümlesi, sayfanın güvenilirliğini artırıyor ve doğru sorularda önerilmesini kolaylaştırıyor.

Mevsimsellik ise ölçüm tarafını etkiliyor. Turizm işlerinde çalışmanın kış aylarında yapılması, sezon açıldığında sonucun görülmesi anlamına geliyor; bunu takvimle konuşmayı tercih ediyorum.

Sanayi kümeleri: Aliağa, Kemalpaşa, Torbalı hattı

İzmir'in üretim tarafı büyük ölçüde belirli hatlara yayılmış durumda; petrokimya ve metal Aliağa çevresinde, gıda ve ambalaj Kemalpaşa ve Torbalı hattında, mobilya ve tekstil ayrı kümelerde. Bu firmaların satışı çoğunlukla firmadan firmaya ve teknik.

Teknik satışta model cevabı ürün adıyla değil şartla üretiyor: malzeme cinsi, standart, ölçü aralığı, sıcaklık ya da basınç dayanımı, sertifika. Sitede bu bilgiler tablo hâlinde varsa firma cevaba giriyor; "kaliteli üretim, müşteri memnuniyeti" diyen metinlerse hiçbir soruya karşılık gelmiyor.

Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası ve ihracatçı birlikleri kayıtlarındaki firma tanımının site ile aynı olması ayrı bir kazanç sağlıyor: model firmayı doğrulayabildiği zaman önermeye daha istekli oluyor.

Serbest bölge ve lojistik tarafındaki ayrıntı

İzmir'de üretimin bir kısmı serbest bölge içinden, bir kısmı liman üzerinden yürüyor. Alıcı açısından bu bilgi teknik bir ayrıntı değil, doğrudan karar unsuru: teslim şekli, gümrük süreci ve sevkiyat süresi buna bağlı. Buna rağmen sitelerin çoğunda bu bilgi hiç geçmiyor ya da tek bir kurumsal cümlenin içinde kayboluyor.

Sayfada teslim şekillerinin, çalışılan limanın, tipik sevkiyat süresinin ve konteyner bazında sipariş yapısının yazılı olması, model tarafında iki işe yarıyor. Birincisi, lojistik şart içeren soruların kapsamına giriyorsunuz. İkincisi, cevapta anıldığınızda anlatım daha doğru oluyor; model tahmin yürütmek zorunda kalmıyor.

Tarım ve gıda tarafında izlenebilirlik

Ege'nin tarım ve gıda üretiminde son yılların belirleyici konusu izlenebilirlik. Alıcı yalnızca ürünü değil, ürünün nereden geldiğini soruyor: hangi bölgeden toplandığı, hangi tarihte işlendiği, hangi analizden geçtiği. Bu bilgiyi sayfasında düzenli biçimde veren üretici sayısı azken, soran alıcı sayısı hızla artıyor.

Yapay zeka cevapları açısından bu doğrudan bir avantaj alanı. İzlenebilirlik bilgisini yayımlayan üretici, "sertifikalı ve izlenebilir tedarikçi" biçiminde sorulan sorularda ayrışıyor; çünkü model bu şartı karşılayan çok az kaynak buluyor. Burada üretilen içerik pazarlama metni değil, üretim kaydının okunabilir hâle getirilmiş özeti oluyor.

Aynı mantık organik üretim, coğrafi işaretli ürünler ve hasat dönemine bağlı ürünler için de geçerli. Coğrafi işaret taşıyan bir ürünle çalışıyorsanız, işaretin adının sayfada doğru biçimde geçmesi tek başına belirleyici olabiliyor.

İzmir'de sık gördüğüm üç hata

Birincisi, ürün bilgisinin yalnızca PDF katalogda durması. Katalog dosyası indirilebilir olsa bile sayfanın kendisinde metin yoksa, o bilgi çoğu tarama için görünmez kalıyor. Katalogdaki bilginin sayfaya da yazılması gerekiyor.

İkincisi, ürün görsellerinin metnin yerine geçmesi. Ambalaj çeşitleri, kalite sınıfları ve teknik değerler yalnızca görsel içinde duruyorsa yazılı değil sayılıyor.

Üçüncüsü, iletişim bilgisinin sürüm sürüm farklılaşması. Türkçe sayfada bir unvan, İngilizce sayfada başka bir kısaltma, ihracatçı birliği kaydında üçüncü bir yazım. Bu üçlü fark, tek firmayı üç ayrı kayda bölüyor ve hiçbirinin yeterince güçlenmemesine yol açıyor.

Çalışmanın kapsamı

Teknik künye çıkarımı

Ürün ve hizmetlerin ölçülebilir bilgisinin toplanması: kapasite, sertifika, standart, ambalaj, teslim şekli, çalışılan pazarlar.

Çok dilli varlık kurulumu

Hedef pazar başına dil sürümü, doğru dil etiketleri ve hreflang, her dilde tutarlı kurumsal künye ve yapılandırılmış veri.

Pazar başına soru seti ve içerik

Her hedef pazarın kendi terminolojisiyle sorduğu soruların çıkarılması ve o soruları doğrudan cevaplayan sayfaların yazılması.

Erişim ve doğrulanabilirlik

Yapay zeka tarayıcılarının engellenmediğinin denetimi, sunucu tarafı içerik kontrolü, oda ve birlik kayıtlarıyla site bilgisinin eşitlenmesi.

Ölçüm çok dilli yapılır

İzmir işlerinde ölçüm setini tek dilde kurmak yanıltıcı sonuç veriyor. Soru seti hedef pazar sayısı kadar kuruluyor: Türkçe sorular yerel iş için, İngilizce sorular ihracat için, gerekiyorsa Almanca ya da Arapça sorular ilgili pazar için. Aynı soru, modelin dil ve bölge ayarına göre farklı cevap verebiliyor; bu yüzden kayıt tutarken hangi dilde ve hangi bölgede sorulduğu da not ediliyor.

İzlenen üç şey aynı: firma anılıyor mu, kaynak olarak bağlantı veriliyor mu, anlatım doğru mu. Buna sunucu günlüklerindeki yapay zeka tarayıcı izleri ve model kaynaklı ziyaretler ekleniyor. İhracat tarafında dördüncü bir ölçü daha var ve en değerlisi o: gelen teklif taleplerinin içeriği. Talebin içinde sertifika ve kapasite gibi doğru şartlar geçmeye başlıyorsa, sayfa doğru okunuyor demektir.

Sınırlar ve vaat etmediklerim

Yapay zeka cevaplarında sabit sıra ya da her seferinde anılma garantisi vermiyorum. Modelin eğitim verisine bilgi eklemek diye bir hizmet yok. Sahip olmadığınız bir sertifikayı ya da ulaşamayacağınız bir kapasiteyi sayfaya yazmıyorum; ihracat tarafında bu, sadece görünürlük sorunu değil ticari risk. Yurt dışından gelecek talebin hacmi hakkında rakam vermiyorum, çünkü bu ürüne ve pazara bağlı.

Bu çalışmanın gerçekçi karşılığı şu: firmanızın gerçek kabiliyeti, alıcının sorduğu dilde ve alıcının kullandığı terimlerle, makinelerin okuyabileceği biçimde yazılı hâle gelir.

Sık sorulan sorular

Sitemizde İngilizce sürüm var, yeterli değil mi?

Genelde yeterli olmuyor. Mevcut İngilizce sürümlerin çoğu Türkçe metnin çevirisi ve yabancı alıcının sorduğu teknik soruları içermiyor. Önce hedef pazarın soru setini çıkarıp mevcut İngilizce içeriğin bu soruların kaçını cevapladığına bakıyorum; çoğu işte bu oran düşük çıkıyor.

Hangi dilleri eklemek mantıklı?

Fiilen sattığınız ya da satmayı hedeflediğiniz pazarların dilleri. Konuşulmayan bir pazar için dil sürümü açmak bakım yükü üretiyor ve güncellenmediği için zamanla zarar veriyor. Genelde İngilizce ile başlayıp gerçek talep gelen ikinci pazara göre genişletmeyi öneriyorum.

Fuarlara katılıyoruz, bu çalışma fuarın yerini tutar mı?

Tutmaz, tamamlar. Fuarda tanışılan alıcı dönüşte firmayı araştırıyor ve bu araştırma giderek daha çok model üzerinden yapılıyor. Fuar sonrası dönemde firmanın adı sorulduğunda çıkan cevabın doğru olması, fuarın karşılığını almanın parçası.

Küçük bir üreticiyiz, büyük ihracatçılarla nasıl yarışacağız?

Model büyüklüğe göre değil, soruya uygunluğa göre öneriyor. Küçük parti, özel ambalaj, niş sertifika ya da belirli bir kalite sınıfı gibi alanlarda küçük üretici büyük rakibinden daha uygun cevap olabiliyor. Buradaki iş, tam olarak neye uygun olduğunuzu yazmak.

Yerel İzmir müşterisi için de işe yarıyor mu?

Yarıyor. Yerel tarafta sorular Türkçe ve ihtiyaç temelli geliyor; aynı yapı, hizmet ve bölge bilgisiyle kuruluyor. İhracat ve yerel taraf aynı sitede çakışmadan yürütülebiliyor, yeter ki dil sürümleri ve hizmet alanları doğru tanımlansın.

Ne kadar sürede sonuç alınır?

Teknik künye ve dil kurulumunun etkisi birkaç hafta içinde ölçülebiliyor. İhracat tarafında talebin niteliğindeki değişim genelde daha erken, hacimdeki değişim daha geç görülüyor. Ölçüm setini baştan kurmamın sebebi bu farkı ayırt edebilmek.

Rakiplerimiz de aynı sertifikalara sahip, fark nasıl oluşur?

Sertifika listesi tek başına ayrıştırmıyor; ayrıştıran, sertifikanın hangi ürün ve hangi kapasite ile eşleştiğinin yazılı olması. "Organik sertifikamız var" cümlesi ile "şu ürün grubunda, şu kapasiteye kadar organik sertifikalıyız" cümlesi model açısından aynı değer taşımıyor. İkincisi bir soruyu cevaplıyor, birincisi cevaplamıyor.

Mevcut sitemiz WordPress, taşımak gerekir mi?

Genelde gerekmiyor. Bakılan şey altyapının adı değil, sayfanın sunucu tarafında tam metin döndürüp döndürmediği ve çok dilli yapının doğru kurulup kurulmadığı. Sorun çıkan durumlar genelde içeriği yalnızca tarayıcıda üreten kurulumlar ile otomatik çeviri eklentisiyle oluşturulmuş dil sürümleri oluyor.

Markanızı birlikte büyütelim.

Ücretsiz AI SEO analiziyle başlayalım; markanızın yapay zeka çağındaki potansiyelini görelim.